Gelin portföy dengelemenin ne olduğunu, neden gündeme geldiğini, hangi yöntemlerle yapıldığını ve sıklık konusunda hangi yaklaşımların bulunduğunu birlikte inceleyelim.
Bir portföyü kurarken çoğu yatırımcı belirli bir denge gözetir: Bir kısmı daha dalgalı varlıklarda, bir kısmı daha istikrarlı varlıklarda olsun. Ancak piyasalar hareket ettikçe bu denge kendiliğinden bozulur. Bir varlık sınıfı değer kazanır, diğeri geride kalır ve aylar içinde başlangıçta belirlediğiniz oranlar artık geçerli olmaz. İşte bu noktada rebalancing (portföy dengeleme) kavramı devreye girer.
Gelin portföy dengelemenin ne olduğunu, neden gündeme geldiğini, hangi yöntemlerle yapıldığını ve sıklık konusunda hangi yaklaşımların bulunduğunu birlikte inceleyelim.
Rebalancing, portföydeki varlık sınıflarının ağırlıklarının, önceden belirlenen hedef dağılıma yeniden yaklaştırılması sürecidir. Zaman içinde fiyat hareketleri nedeniyle sapan oranlar, belirlenen hedeflere geri çekilir.
Bunu bir geminin rotasına benzetebiliriz. Rüzgâr ve akıntı gemiyi sürekli hafifçe sürükler. Kaptan zaman zaman dümeni düzelterek gemiyi rotasına geri getirir. Rotayı düzeltmek, varış noktasına ulaşmayı garanti etmez ama gemiyi planlanan hatta tutmaya yardımcı olur.
Hedef dağılım belirlendikten sonra her varlık sınıfı farklı hızda hareket eder. Bu sapmaya portföy kayması (drift) denir.
Aşağıdaki sayılar tamamen varsayımsaldır ve yalnızca mekanizmayı göstermek için kullanılmıştır. Herhangi bir fonun ya da varlığın gerçek performansını temsil etmez.
100.000 TL’lik bir portföyün hedef dağılımının şöyle olduğunu varsayalım:
Bir yıl sonunda A grubunun %30, B grubunun %5 değer kazandığını düşünelim:
Yeni dağılım:
Fark küçük görünse de portföy artık başlangıçta tercih edilenden daha yüksek bir dalgalanma düzeyi taşımaktadır. Yatırımcı farkında olmadan, kendi belirlediği risk düzeyinin üzerine çıkmış olabilir.
Hedefe dönmek için yapılacak işlem:
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Portföy dengelemenin temel amacı getiriyi artırmak değil, risk düzeyini planlanan seviyede tutmaktır.
Sağlayabileceği faydalar:
Sağlamadığı şeyler:
Bu nedenle rebalancing bir getiri stratejisinden çok, bir risk yönetimi ve disiplin aracı olarak değerlendirilir.
Uygulamada birkaç farklı yaklaşım kullanılır. Hiçbiri herkes için “en doğru” değildir. Tercih, kişinin hedeflerine, portföy büyüklüğüne ve maliyet yapısına bağlıdır.
Portföy, önceden belirlenen aralıklarla (örneğin üç ayda bir, altı ayda bir veya yılda bir) gözden geçirilir ve sapma varsa hedefe yaklaştırılır.
Her varlık sınıfı için bir tolerans aralığı belirlenir. Ağırlık bu aralığın dışına çıktığında dengeleme yapılır.
Örneğin hedefi %60 olan bir varlık için ±5 puanlık band belirlenmişse, ağırlık %55-%65 arasında kaldığı sürece işlem yapılmaz. Yukarıdaki örnekte A grubu tam %65'e ulaştığı için bu eşik tetiklenmiş olurdu.
Takvim ve eşik birlikte kullanılır. Örneğin portföy belirli aralıklarla kontrol edilir, ancak işlem yalnızca sapma belirlenen bandı aştıysa yapılır. Bu yaklaşım, iki yöntemin avantajlarını birleştirmeyi amaçlar.
Portföye düzenli olarak yeni para ekleniyorsa, bu katkılar hedefin altında kalan varlık sınıflarına yönlendirilerek dengeleme yapılabilir. Mevcut varlıkları satmak gerekmediği için işlem maliyeti ve vergisel etki açısından daha sınırlı olabilir. Ancak yeterli ölçüde katkı yapılmıyorsa tek başına yeterli olmayabilir.
Bu sorunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Sıklık konusunda genel olarak şu dengeler gözetilir:
Uygulamada sıklığı belirlerken şu faktörler değerlendirilir:
Akademik ve sektörel çalışmalarda yıllık, altı aylık veya eşik esaslı yaklaşımların her birinin farklı dönemlerde farklı sonuçlar verdiği görülmüştür. “Şu sıklıkta yapılırsa en iyisidir” şeklinde kesin bir sonuç yoktur. Önemli olan, önceden belirlenmiş, tutarlı ve uygulanabilir bir kural oluşturmaktır.
Her varlık sınıfı kolayca alınıp satılamaz. Bazı yatırım araçlarının işlem günleri, vade yapısı ya da çıkış koşulları sınırlıdır. Örneğin kapalı uçlu yapılarda, girişim sermayesi veya gayrimenkul gibi daha uzun vadeli varlıklara yatıran fonlarda, payların nakde çevrilmesi belirli dönemlere ve koşullara bağlı olabilir.
Bu durumda:
İki kavram birbirine karışabilir:
Bir fona yatırım yapmak, o fonun kendi içindeki dengelemesini yatırımcının toplam portföy dengelemesinin yerine koymaz. Yatırımcının sahip olduğu tüm varlıkları birlikte görmesi gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yatırım danışmanlığı kapsamında değildir ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım danışmanlığı hizmeti, kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak yetkili kuruluşlarca kişiye özel sunulur. Yazıdaki örnekler ve rakamlar tamamen varsayımsaldır, gelecekteki bir sonucu garanti etmez. Geçmiş performans gelecekteki sonuçların göstergesi değildir. Yatırımlar anapara kaybı riski dahil çeşitli riskler taşır.